RSS

27 Mart 2010 Cumartesi

MAHMUT DERVİŞ

1941 yılında Celile ilinin bir köyünde doğdu. 1948'de köy yerle bir edilince, ailesiyle birlikte kaçıp Lübnan dağlarını geçmek zorunda kaldı. Sonradan yazdığı şiirlerde hep bu yağma, göç, asker ve polis baskısının izleri görülür. Daha çocukken şiir yazmaya başladı ve şiirlerini okul arkadaşlarına ve öğretmenlerine okuyarak ilk ününü sağladı. Şiirlerini yayımladığı sıralarda El Ardh (Toprak) cephesinin çalışmalarına katıldı. Filistin direniş şiiri, bu cephenin bülten ve dergilerinde filiz verdi.

Hayfa'da yayımlanan Al İttihad gazetesinin ve Al Cadid dergisinin müdürlüğünü işgal idaresi altında yaptı. Yazılarından ve şiirlerinden ötürü çok kez hapse girdi. Bir ara, akşam beşten sabah beşe kadar evinden çıkması yasaklandı: Şiirlerinin büyük kısmını hapiste yazdı.

Filistin kavga şairlerinin en büyüğü olarak nitelenir. Şiirleri otuz dile çevrilmiştir. Son şiirleri bütün dünyada çok ilgi gördü ve yeni yeni baskıları yapıldı. 1975 yılında, Sovyet Yazarlar Birliği' nin verdiği Lotus şiir ödülünü kazandı. Halen Beyrut'ta oturmakta ve burada yayımlanan “Şuuru Filistiniye” dergisini çıkarmaktadır. Başlıca şiir kitapları:


Zeytin Ağacının Yaprakları,
Filistinli Sevgili,
Gecenin Sonu,
Uzak Bir Sonbaharın Hafif Yağmuru,
Celile'de Kuşlar Ölüyor,
Yedinci Deneme.



KİMLİK KARTI


Kütükte kayıtlıyım.
Arabım.
Kartımın numarası elli bin.
Sekiz çocuğum var.
Dokuzuncusu yolda.
Yazdan sonra burda.
Kızıyor musun?


Kütükte kayıtlıyım.
Arabım.
Bir işim var, çalışıyorum.
Arkadaşlarım var, acı çeken, sekiz de çocuğum.
Taştan çıkarıyorum ekmeklerini,
üstlerini başlarını, defterlerini taştan çıkarıyorum.
Dilenmiyorum kapı kapı,
olmuyorum iki büklüm
eşiğinde senin
Kızıyor musun?


Kütükte kayıtlıyım.
Arabım.
Halktan biriyim.
Sabırlıyım.
Öfkeyle kaynayan topraklara
salmışım köklerimi.
Çağlardan çok uzaklara bağlı
babam benim,
yüzyılların doğuşundan çok uzaklara,
selvilerden, zeytinlerden çok uzaklara,
bütün bitkilerden çok uzaklara bağlı.
Nujub efendilerinden değil,
kara saban sürenlerden.
Büyük babam da köylüydü,
yoktu soy ağacı.
Başımızı sokacak bir kulübe
benim yuvam.
kamışlardan, dallardan.
Hoşnut musun benim bu halimden?
Halkım ben.

Kütükte kayıtlıyım.
Arabım.
Saçlar: Kara.
Gözler: Kahve rengi.
Özel belirtiler:
Alnında bir çatkı.
EI ayası deniz kabuğunun içi gibi kırmızı.
Uyuşturur tuttuğu eli bu eller.
Ayrıca zeytin yağını.
bir de kekiği severim çok.
Arayan bulsun beni
bir yitik köyde,
adsız yollarda unutulmuş.
Tarlalarda ter döker insanları,
taş ocaklarında ter döker.
Özlüyor insanlar
insan gibi yaşamayı.

Kütükte kayıtlıyım.
Arabım.
Atalarımın üzüm bağlarını sen aldın elimden,
çocuklarımla ektiğim toprağı
sen aldın.
Bıraktın bu taşları
bize, çocuklarımıza.
Alacak diyorlar
hükümetin senin
elimizden bu taşları da,
doğru mu?

Bir daha diyorum!
Bir daha!
Kütükte kayıtlıyım.
Birinci sayfanın ta başına.
Nefret etmem insanlardan,
saldırmam hiç kimseye.
Ama aç korlarsa beni,
korlarsa çırılçıplak,
yerim etini beni soyanın,
hem de yerim çiğ çiğ.
Açlığımı kolla benim
ve öfkemi.
Damarıma basma.


(Çev. A. Kadir - Afşar Timuçin)

Hiç yorum yok: