Sokaklarda, köşe başlarında bir avuç kuru balık gibiler.
Oynar dururlar bir şeylerle, İngilizlerden kalan:
Bir boru .. Uçak kalıntıları.. Otomobil parçaları ..
Bir asker rubası, lime lime .. Yanmış gülleler ..
Bozuk bomba kırıntıları falan.
Ey kara kardeşler, çıplak kardeşler,
ey tarihim benim, kara yazılım,
türküler çığırın, türküler,
hora tepin yıkımların, cinayetlerin arasından
Onlar ne "Don Kişot»u okudular, ne savaş öyküleri okudular.
Savaşları düşünemiyorlar ama, düşman ordularını düşünebiliyorlar:
İlerleyen atlılar, ellerinde silâh yerine sopa var,
atlılar, iki büklüm olmuşlar açlıktan;
darağaçlarını düşünebiliyorlar,
delikanlı kılığında alçak vampirler için
portakal bahçelerinde kurulan.
Kardeşlerim, canlarım,
ne yorucu öyküler ekmişler atalarımız toprağa:
Yetim yuvaları ekmişler, kısır manzaralar.
Cahillikten bize ne kalmışsa toplayalım,
ihanetten, cinayetten ne kalmışsa,
kavganın ekmeğini toplayalım,
korkunç açlığın felâketini.
Ey kara kardeşlerim,
bir bayrağı düşleyip duran,
çıplak kardeşlerim,
darmadağın, perperişan.
Tutacağımız tek yol,
doğruların yolu.
Tarihi bitirmeden önce
tutacağımız tek yol.
(Çev. A. Kadir - Afşar Timuçin)
27 Mart 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder