RSS

5 Mayıs 2010 Çarşamba

İLHAN BERK / 18 Eylül 56, MALDOROR ŞARKILARI

Lautreamont’un, Maldoror Şarkıları’nın dördüncü bölümünü okudum. Lautreamont, yazarken asla uyanıklığı sevmiyor. Tellim bir düş içinde. Kalemi usun eline hiç mi hiç bırakmıyor. Bu da öyle bir öykü. Bu kış, bütün Lautreamont’u yarı uykuyla uyanıklık arasında okumuştum. Bu evrenden bir kopma oluyor. Lautreamont’u okurken evrenle bir ilginiz kalmıyor. Bir düş, boyuna bir düş evrenindesiniz, onu, boyuna onu çiziyor Lautreamont.

Büyük, çok büyük bir evren Lautreamont’un çizdiği. Bunalıyorsunuz orada, ama gene de bırakamıyorsunuz. Böyle bir evren. Sanki bir öbür dünya adamı, bu evreni hiç bilmiyor, gelmemiş.

Böyle, Lautreamont’leyin bir evreni çizmek istediğim oluyor. Bu kış, böyle bir dünyada yaşadığım oldu, Sakarya Sokağı Baladı, biraz böyle bir şiir. Yeniden böyle şiirler yazmak istiyorum.


LE CHEVALİER POLONİAS

Max Ernest’in bir tablosunun adı bu. Bir dergiden kesip camlattım. Ona hep ona bakıyorum usu allakbullak ediyor. Şiir bu galiba. Usu hiçe sayma, usa kalkma. Ya da bu şiiri sever oldum, bilmiyorum. Mavileri, bir de, akları nasıl seviyorum bu tabloda, zor anlatılır. Belli bir at başı var, o kadar. Öbür şeyler için bir şey denemez, hele tanıma hiç gelmiyor. Bir süre bu resmi gözümün önünden hiç kaldırmam sanırım. Bir gün sıkılırım, bir başka resmi sever olurum. Bunu da biliyorum. Kaldırırım o vakitte. Ama nicedir tanımlanmayan resmi seviyorum, gene öyle bir resmi bulur, karşıma asarım.

Hiç yorum yok: