RSS

15 Ocak 2025 Çarşamba

RAINER MARIA RILKE

 HAYATIMI GENİŞLEYEN

 
Hayatımı genişleyen halkalar içre yaşarım ben,
nesneler üzre açılan birim birim.
Sonuncuyu, belki, başarmak gelmez elimden;
fakat denemek isterim.


Dönerim çevresinde Tanrının, o eski kulenin gece gündüz
dönerim binlerce senedir;
doğan mıyım ben, fırtına mı, bilmem henüz,
yoksa bir büyük şarkı mıyım nedir.

Çev:A.Turan Oflazoğlu

 

 


BUDUR BENİM ÇABAM

Budur benim çabam. bu:
adanmak özlem çekerek dolaşmaya günler boyu.
Güçlenip genişlemek derken,
binlerce kök salarak
kavramak hayatı derinden -
ve ortasından geçerek acının
olgunlaşmak hayatın tâ ötesinde.
tâ ötesinde zamanın!

Çev:A.Turan Oflazoğlu

 

 

KOMŞU TANRI

Sen, komşu Tanrı, uzun geceler bazan
kapına vura vura uyandırıyorsam seni,
solumanı seyrek duyduğumdan
bilirim: yalnızsın odanda.
Sana bir şey gerekse, kimse yok,
bir yudum su versin arandığında.
Hep dinlerim. Yeter bir belirtin.
Öyle yakınım sana.


Aramızda bizim incecik bir duvar durur,
o da nasılsa; çünkü yalnız:
bir çağrı senin ya benim ağzımdan
yerle bir olur
sessiz sedasız.

Bu duvar resimlerinle kurulmuş.

Resimlerin adlar gibi durur önünde.
Ve parlasa birden içimdeki ışık benim
- ki bu ışıkla bilir seni derinliklerim
söner parıltı gibi çerçeveler üstünde.

Derken duyularım, çok geçmeden aksayan,
yuvasız kalırlar, senden uzak düşer de.

 

 

 İŞÇİLERİZ BİZ


işçileriz biz: çırak, kalfa, usta, her çalışan;
kurarız seni, ulu katedral, beraber.
Ağır başlı bir yolcu gelir bazan,
geçer parıltı gibi ruhlarımızdan,
gösterir bize titreyerek yeni bir hüner.

Sallanan iskeleye tırmanırız,
sarkar çekiçler ağır, ellerimizden
tâ ki bir saatla öpülür alınlarımız,
parlak bir saat, her şeyi bilen: anlarız,
senden gelir, yel eser gibi denizden.

Derken nice bin çekiçten bir gürültü ağar,
öter vuruş üstüne vuruş dağlarda bütün.
Salarız seni, ancak kararınca gün:
ve belirli çevre çizgilerin doğar.

Tanrı, büyüksün.


Çev:A.Turan Oflazoğlu



HER ŞEY BÜYÜYÜP

Her şey büyüyüp güçlenecek yine bir gün:
sular dalga dalga hep, karalar düzgün
ağaçlar kocaman, duvarlar küçücüktür;
vadilerdeyse güçlü, çok yönlü, görürsün
bir çobanlar ve çiftçiler soyu büyür.

Yok artık kiliseler, Tanrı’yı kuşatan
kaçkın kuşatır gibi, sonra çığlıklar atan
bir tutsak ve yaralı hayvanmış gibi Tanrı-
artık bütün evler açıktır her gelene
ve her yerde bir özveri geniş alabildiğine
belirler aramızdaki davranışları.

Beklemek yok artık, bakıp durmak öteye;
ölümün bile hakkını vermek özlemine
yer var ancak; ve elleri yadırgamasın diye
bizi, bilmeye dünyayı bütün bütüne.

Çev:A.Turan Oflazoğlu



BİR  ÇOCUKLUKTAN

Zenginlik gibiydi karanlık, odanın içinde;
saklanıp oracıkta çocuk, otururken.
Ve anne sanki düşteymiş gibi girdiğinde,
sessiz dolapta bir kadeh titredi birden.
Odanın kendini ele verdiğini duyunca,
öptü çocuğunu eğilip: Sen burdasın demek?.
Baktılar piyanoya derken, ürkek ürkek;
anne sık sık bir şarkı söylerdi akşam olunca,
bir şarkı, çocuğu çeken derinliklerine.


Ne sessiz otururdu. iri bakışları yine takılmış,
yüzüklerden sarkan eline kadının-
sanki karda güçlükle yürürmüş gibi kışın,
beyaz tuşlar üstünde giden eline.

Çev:A.Turan Oflazoğlu




Hiç yorum yok: