RSS

21 Mart 2010 Pazar

ARTHUR RIMBAUD / ILLUMINATIONS / METROPOLİTEN

ÇİVİTSİ boğazdan Ossian denizlerine değin, şarap rengi bir göğün yuduğu pembe, turuncu kumlara, manav dükkanlarında karınlarını doyuran yoksul genç ailelerin bir anda yerle­şiverdikleri o billûr bulvarlar yükselip kesişiyorlar.

Yas içindeki okyanusun yapabileceği en uğursuz kara bir dumandan meydana gelen, bükülen, gerileyen, inen bir gökte, ziftli bir çölden, korkunç sargılar halinde dizilen sisten örtü­lerle tolgalar, tekerlekler, sandallar, sargılar bir bozgun ha­linde kaçışıyorlar. - Savaş.

Kaldır başını; şu yay biçimindeki köprü; Samarie'nin son zerzavat bahçeleri; soğuk gecenin dövdüğü fenerin altındaki ışık içindeki maskeler; nehrin aşağısındaki gürültülü giysisiyle o bön su kızı; bezelye karıklarında bu kafatasları - ve daha buna benzer görüntü oyunları - kır.

Oldukça koruluklu parmaklık ve duvarlarla çevrili yollar, yürekler, kız kardeşler, uzunluğu lânetleyen Şam diye adlan­dıracağınız canavarsı çiçekler, - eski çağlara özgü hâlâ o musikiyi kabullenen Ren - ötesinden kadınlar, Japonyalılar, Gua­ranlılar perisi soyluların malları - ve artık bir daha açılmayacak hanlar var - prensesler, ve öyle pek bitkin değilsen, yıldız­lar var incelenecek - gökyüzü.

Karın pırı1tıları arasında, Onunla savaştığınız o sabah, bu yeşil dudaklar, aynalar, kara bayraklar, mavi ışınlar sonra, ve kızıl kokuları kutuplar güneşinin, - senin gücün.


ÇEV: İLHAN BERK

Hiç yorum yok: