Nice sonra, günlerin, mevsimlerin ardından, yaratıkların, ülkelerin,
Kanlı etlerden bir sancak denizlerin ipeği üstünde ve kuzey çiçeklerinin; (o çiçekler ki yoklar.)
Kurtulmak eski asker havalarından - ki hâlâ yüreğimize, kafamıza saldırıyorlar - o eski katillerden uzak.
Oh! kanlı etlerden bir sancak denizlerin ipeği üstünde ve kuzey çiçeklerinin; (o çiçekler ki yoklar.)
Erinç!
Yağan yangınlar, kırağı borasına; -Erinç! - Bizim için sonuna dek kömürleşmiş olan dünyanın yüreğinin attığı elmaslı rüzgâr yağmurundaki ateşler. - Ey Yeryüzü! (Uzağında, işitilen, duyulan o eski kışlaya dönüş borularının ve eski yalımların,)
Yangınlar ve köpükler. Çalgı, uçurumların kıvrılışı ve çarpışı yıldızlara buz parçalarının.
Ey Erinç, ey yeryüzü, ey çalgılar! Ve orada dalgalanan biçimler, terler, saçlar, gözler. Ve göz yaşları beyaz, kaynayan, - ey erinç! - ve bir kadın sesi yanardağların dibinden ve kuzey mağaralarından gelen.
Sancak...
ÇEV: İLHAN BERK
21 Mart 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder