Hangi mezardan çıkmış gelirsin bana doğru,
ey büyük babamın yüzü?
Hiç gülümsememiş peygamber.
Pıhtılaşmış kan rengi
şayak rubanı giymişsin,
yeşil bedevi harmanisini atmışsın sırtına.
Hiç gülümsememiş peygamber.
Ey büyük babamın yüzü!
Hiç gülümsememiş peygamber.
Yıkıntı, zeytin tanesi, perişan rüzgârlar taşıyan
bomboş bir arsanın hüznü!
Hangi mezardan çıkmış gelirsin bana doğru,
içimdeki demiri dövmeye, ey zehir anıtı?
Mezarından bir karış bile satmadım.
Zorun karşısında eğmedim boynumu.
Mezarının üstünde türkü çığırdılar,
hora teptiler ama bir sürü,
parçalatmadım onurumu gene de.
Yat tekrar.
Yat uyu.
Ben uyanığım işte,
ta ölüme dek.
(Çev. A. Kadir - Süleyman Salom)
27 Mart 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder