RSS

22 Mart 2010 Pazartesi

ARTHUR RIMBAUD / ILLUMINATIONS / KENTLER

KENTLER bunlar! Bu Alleghany'ler, bu düşsü Lübnan'lar bir ulus için yükseldi! Billur ve ahşap dağ evleri görünmeyen raylar, makaralar üstünde gidip geliyor. Tatlı tatlı gürlüyor ateşler içinde heykeller, bakır palmiyelerle çevrili o eski ya­nardağ ağızları. Dağ evlerinin ötelerinde asılı kanallarda sevi şenlikleri duyuluyor. Boğazlarda av çanları haykırıyor. Dev şarkıcı kumpanyaları dorukların ışıkları gibi pırıl pırıl esvap­ları, sancaklarıyla koşuyorlar. Uçurumların ortasına uzanan taraçalarda Rolan'lar yiğitliklerini çınlatıyorlar. Uçurumların o kaptan köprüleriyle, hanların o çatıları üstündeki göğün sıcak­lığı direkleri bayraklarla donatıyor. Çığlar arasında, meleksi o yarı hayvan yarı dişi yaratıkları dönüştüğü yüksekliklere tanrılaştırmaların yıkılışı uzanıyor. En yüksek tepelerin çizgi­leri üstünde, çalgılı donanmalarla, incilerin gürültüsü ve alımlı borularla yüklü bir deniz, Venüs'ün ölümsüz doğuşuyla karışı­yor, - kimi zaman da ölümcül parıltılarla kararıyor o deniz. Silahlarımız ve taslarımız gibi büyük çiçek harmanları böğü­rüyor yamaçlarda. Kızıl, beyaz giysili periler alaylar halinde hendeklerden çıkıyorlar. Yukarılarda ayakları çağlayanlar, bö­ğürtlenler arasındaki geyikler Diana'nın memelerini emiyor. Dış mahallelerin Bakkha'ları hıçkıra hıçkıra ağlıyorlar ve ay tutuşup, uluyor. Demircilerin, keşişlerin mağaralarına giriyor Venüs. Kümeyle çan kuleleri halkların ülkülerinin türküsünü yakıyorlar. Kemikten yapılmış şatolardan bilinmeyen bir mu­siki duyuluyor. Gelişiyor bütün efsaneler ve kasabalara Ren ge­yikleri saldırıyor. Fırtınalar cenneti yıkılıveriyor. Danslarla ge­çiriyorlar vahşiler gece şenliğini. Ve bir saat için ben de kay­naşan o Bağdat bulvarlarından birine indim, ağır bir meltem esiyor, yığınlar yeni işin sevincini söylüyorlar. Kişinin kendi­sini aralarında buluvereceği tepelerin o masalsı görüntülerin­den kurtulamadan bir aşağı bir yukarı dolaşıyorum

Uykularımın, en küçük devinimlerinin çıkıp geldiği o böl­geyi hangi iyi kollar, hangi güzelim saatler bana yeniden geri verecek?


ÇEV: İLHAN BERK

Hiç yorum yok: