ZAVALLI kardeş! Ne dayanılmaz uyanık geceler borçluyum ona! «Aşkla şevkle girişmiş değildim bu işe. Güçsüzlüğüyle oynuyordum. Sürgüne, köleliğe dönüşümüz benim yüzümden oldu.» Bana garip bir bahtsızlık ve çok gülünç bir suçluluk yüklüyor, sonra da kuşkulu nedenler katıyordu.
Bu şeytansı doktora sırıtarak karşılık veriyordum ben, ve sonunda da kalkıp pencereye gidiyordum. Ender çalgıcılarla geçilen kırın ötesinde, gelecekteki parlak gecenin görüntülerini yaratıyordum.
Sağlıkla belli belirsiz ilgili olan bu eğlenceden sonra, bir ot mindere uzanıyordum. Ve, hemen hemen her gece, ben uyur uyumaz, zavallı kardeşim ağzı çürük, gözleri dışarıya fırlamış - kendini böyle kuruyordu! - kalkar, o alık acı düşünü uluyarak beni salona sürürdü.
Gerçekten, aklımın bütün içtenliğiyle onu Güneşin oğlu ilkel haline sokmayı üzerime almıştım, - ve böylece ben yeri ve formülü bulmak için acele eder, mağaraların şarabı ve yolun peksimetiyle karnımızı doyurarak dolaşıyorduk.
ÇEV: İLHAN BERK
22 Mart 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder