RSS

21 Mart 2010 Pazar

ARTHUR RIMBAUD / ILLUMINATIONS / TARİHSEL AKŞAM

SÖZGELİŞİ, her hangi bir akşam, saf gezegen kendini bir ara ekonomik sıkıntılarımızdan sıyrılmış bulur, usta bir el çayırların klavsenini çalmaya başlar; kraliçeleri, gözdeleri akla­ getiren bir ayna olan küçük gölün dibinde iskambil oynanır; azizeler, yelkenliler ve uyum ipleri, ve masalsı renkler günbatımına vurur.

Avların, göçebe kalabalıkların geçit yerinde titrer durur o.

Temsil çimenlerin iskelelerine düşer. Sonra bu anlamsız düzlem­lerdeki o sıkıntıları yoksulların, güçsüzlerin!

Kulsu görünüşünde, Almanya aylara doğru iskeleler kur­maktadır; şarap tortusu çöller ışır; Tanrısal İmparatorluğun gö­beğinde eski ayaklanmalar kaynaşmaktadır; taş merdiven ve koltuklardan solgun, düz küçük bir evren, Afrika ve Batılar kurulmaktadır. Sonra da bir bilinen denizler geceler balesi, de­ğersiz bir kimya ve eldesiz ezgiler.

Aynı kentli büyü vapurun bizi bırakacağı yerlerde!

Zaten büyük bir yürek acısına sebep olan bu kişisel hava­ya, bu bedensel pişmanlık acılarının sisine bağlanmanın ola­naksızlığını en basit bir fizikçi duyar.

Hayır! Terleme anı, kaçırılmış denizler, yeraltı yangınla­rı, götürülen seyyarenin anı, sonra o ussal yok olmalar, Kutsal Betik'de ve Name'ların efsanelerinde oldukça kötü yüreklikle gösterilen o doğrular ve ağırbaşlı bir yaratığa gözetlemek üze­re verilecek olan o an. - Ama bu hiç bir zaman bir efsane havası olmayacak!


ÇEV: İLHAN BERK

Hiç yorum yok: