RSS

27 Mart 2010 Cumartesi

SAMİH EL KASIM / SANA,CAN ÇEKİŞTİĞİN YERDE

Bana varınca geceleri ve tel örgüleri aşan mektubun,
kapımın altına bir meleğin kanadı gibi düşen mektubun,
neden ellerim diken diken oldu,
neden dikenlerim saplandı yüreğirne, gözlerim oyuldu?
Getirdi çocukluğumuzu aklıma tekrar
ayrılık gölünün dibinden çıkardığım mektubun,
acının kaskatı kuyularından çekip aldığım mektubun,
sabah türkülerini getirdi aklıma, okul günlerini,
akşam şeytanlıklarını, köy meydanını.
Ve duydum sesini babamın:
“Yeter artık çocuklar, haydi yatağa!»
Ve anamın sesini duydum, yudumlarken kahvesini keyifle:
“Samih nasıl, ne yapar?
Ya arkadaşın Fuad, o nasıl?
Tanrı kem gözlerden korusun ikinizi de!”
Açarken mektubunu,
acının ve yokluğun zındanlarından kaçan mektubunu,
bir kuş gibi yaramın üstünde uçan mektubunu,
neden diken diken oldu ellerim,
ey sabah şafağının dostu,
neden dikenlerim saplandı yüreğime, gözlerim oyuldu?

*

“Canım kardeşim benim!” diye yazmışsın. Onurlu.
“Canım kardeşim benim!”
Ta Beyrut'tan
uçuyor sana doğru
en iyi dileklerim.
Uçuyor can çekiştiğin yere kadar.
En iyi dileklerimle ..
Ben artık yepyeni bir insanım.
Aklın almaz.
Yüksek okulu tamamladım.
Bir de enstitüden diploma aldım.
Bir büyük yazıhanem var şimdi, yaygın bir de ünüm.
Sarışın bir dostum var, büyükannesi Fransız,
ataları Haçlı seferlerine katılmış bir dostum daha.
Ve bütün saygıdeğer varlıklı baylar gibi
bir köpekçeğzim var evimin avlusunda benim de.
Canım kardeşim benim ..
Gelemez miydin sen de Beyrut'a?
Bırakamaz mıydın o iğrenç ülserini?
O çamura bulanmış yüzünü terk edemez miydin?
Vazgeçemez miydin o aşağılık yaşamdan?
Evin evimden güzel olsa bari.
tarlan tarlamdan geniş olsa,
canım yanmaz.
Gelemez miydin sen de be kardeşim Beyrut'a?
En iyi dileklerimle, canım kardeşim,
sana o can çekiştiğin yerde, o bataklıkta.

*

Bana varınca geceleri ve tel örgüleri aşan mektubun,
kapımın altına bir meleğin kanadı gibi düşen mektubun
neden ellerim diken diken oldu,
neden dikenlerim saplandı yüreğime, gözlerim oyuldu?
Canım kardeşim benim,
seni düşündüm orda, Beyrut'ta,
o can çekiştiğin diyarda düşündüm seni:
Köksüz kalmış bir beyaz zambak gibi, kaynağı kurumuş bir akarsu gibi,
başı olmayan bir türkü gibi, yaşantısız bir fırtına gibi.
Düşündüm seni o can çekiştiğin yerde:
Sonbahar güneşi gibi
atlastan kefenler içinde.
Orada düşündüm seni, orada, yaram benim, utancım,
o can çekiştiğin yerde.
Tanrı evini kem gözlerden korusun,
canım kardeşim benim!



(Çev. A. Kadir - Süleyman Salom)

Hiç yorum yok: