RSS
SENNUR SEZER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SENNUR SEZER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2012 Pazartesi

SENNUR SEZER / HENRİ TROYAT

Daha çok yazdığı biyografi kitaplarıyla tanıdığımız Henri Troyat'nın sürgünde geçen hayatı 2 Mart'ta noktalandı. Troyat'ın yayımlanmış 107 kitabı vardı


SENNUR SEZER- Radikal Kitap


Henri Troyat'yı 1960'larda tanıdım Yalancı Işık adlı romanıyla. 1935'te yazdığı bu ilk romanında düşleri yaşamın pratiğinden ve gerçeklerinden daha hızlı bir adamın dramıydı anlatılan. Paris'te bir göçmendi romanın kahramanı. Uğradığı başarısızlıklardan en çok eczanelere yoğurt satma girişimine gülmüş olmalıyım. O zaman Avrupa'da yoğurdu bilen yok. Türkiye'de yoğurt ilaç sayılmıyor daha. Adamın, Edirne Peynircilik Enstitüsü mezunu oluşuyla övünmesine, yoğurtlar için tasarladığı gri kumtaşı kaselere şaştım bir de.

21 Şubat 2010 Pazar

SENNUR SEZER

SENNUR SEZER

Enver Ercan
Cumhuriyet Kitap / Sayı 308
11 Ocak 1996



Sennur Sezer'le söyleşiyi evinde yapmayı ben istedim. Bir de şartım vardı: Eşi Adnan Özyalçıner olmayacaktı evde. Tamam, hafta sonuydu; ama dolaşmaya çıksındı; kızına ya da oğluna ziyarete gitsindi; ne bileyim, bir kıraathane filân bulsundu kendine. Yanlış anlaşılmasın, Adnan Abi'yi de çok severim tabii. Ama baş başa olmak istedim Sennur Abla'yla. Aynı dergi ve gazetelerde yazdık, hatta aynı işyerinde çalıştık birlikte, yine de iki başımıza oturup bir bardak çay bile içemedik karşılıklı. Hep bir yerlere yetişmeye çalışır gibi koşturuyorduk ikimiz de.

Şimdi bir fırsat çıkmıştı karşıma, neden değerlendirmeyeydim ki! Hem, Adnan Abi'yle ilgili, daha doğrusu birliktelikleriyle de ilgili yıllardır kafamda birikmiş soruları da sorabilirdim rahatlıkla. Tabii asıl merak ettiğim evleriydi, o evin içindeki Sennur Sezer'di.

Bir yığın soru vardı aklımda kapısını çalarken. Sennur Abla değil de “15 yaşında işçi kız” açtı kapıyı sanki.

Direnç Şiirleri'ni okurken bu imgeyle birkaç kez karşılaştığım için miydi, yoksa o hep “15 yaşındaki işçi kız” dı da ben günlük yaşamın bozbulanık akışı içinde yüzüne tam bakamamış mıydım daha önce).

Belki her iki sorunun da örtüştüğü bir andı yaşadığım.Ama söyleşiye nereden başlayacağım belliydi artık.


“Sennur Abla ilk şiirin 1958 yılında yayımlanmış. 15 yaşındaymışsın o zaman. O yıllarda kızlar daha çabuk mu büyüyorlardı yoksa?”


SENNUR SEZER / KUŞLAR VE ANNEM

Hiç düşünmemişiz annemin
Resmini kuşlarla çekmeyi
Kedileriyle de çekmedik ya
Resimsiz kaldı saksılarda çiçekleri
Annem erkenden gitti
O yıl çok soğuktu
1946-47 Eskişehir
Savaş bitmiş miydi
Kardeşim olacaktı biliyordum
Annem zayıftı dal gibi
Ben öksürüyordum
Tavuklarımız yoktu
Anlamam sanıyorlardı

SENNUR SEZER / AKŞAM TÜRKÜSÜ

Kimse öldüremez bu boşunalık duygusunu
Soğan doğra, kıyma koy, ateşi kıs
Ateşi kıs pirinçler diri kalsın.
Salçalı pilavlar votkalar kahkahalar

Ödemez arkadaşsızlığımı


Zor günler yaşadım
Utanmam anmaktan
Cirkindim yoksuldum arkadaşsızdım
Kocaman sözler iri göğüsler hantallıktı simgem
Utanmam
Ama akşamları
Bu boşunalık duygusu kapıyı çalmadan
Usulca ilişiverir yanıma
Çocuğu giydir parklara çık
İşten dönenleri gözle
Köfte güzel olmuş saçın yakışmış
Orhan ağbi ölmüş ... Artık yazmıyor musun?
Kirazlar erken çiçeklendi bu yıl
Kirazlar aldandı.
Ben aldanmadım
Ayşeyi büyüttüm
Büyüttüm öfkemi … arkadaşsızlığı
Çirkinliği
Hadi saçlarını kes ninniler söyle:

SENNUR SEZER / ÇOCUĞUNUN SÖYLEDİĞİ




Bir çocuk "HAYIR" dediğinde
Göğe bakın
Kuşlar uçuşuyor mu
Yoksa bir uçak mı yaklaşan
Kuşkulu

Uyku mu karşı koyduğu
Yoksa kararan ekran
Bir gülüşün ölümü
Kırılışı mı bir oyuncağın

SENNUR SEZER / YENİDEN BABAEVİNDE

I

İttim açılmadı kapı
ittim açılmadı
Çitten atladım
bahçeyi ot bürümüş
çardağın altı boş

Asma kocamış, seyrelmiş salkımları
Elimi uzattım
mosmor güldü
sonra avucuma döküldü taneleri
ılık, buğulu...
...ekşiden çok buruktu

SENNUR SEZER / ESKİŞEHİR ŞİİRLERİ

III


Ay battı.
Sabahı şakıyor adı unutulmuş bir kuş:
"kabarıyor kavakların
gümüş tomurcukları
yaklaşıyor göçmen kuşlar
kanatlarında bahar.."

Söyle ey geceyi bölen
ne kaldı ömrümden...

SENNUR SEZER / ÖFKELİ BİR OZANA MASALLAR


I

Kanı anlat ozan…kurudukça ağırlaşan kanı.
Silinmez kokusuyla üstümüzde dalgalanan göğe
kafa tutan kan, kaç yüzyıldan beri aktı. Tarlaların
eğreti sınırları ve masalların sevdaları için. Çini gibi
kırılgan bir vazoya renk olmadan. Ve boyamadan
bayrakları…Sandık kokusuna karışmış, eprimiş
gömlekler, mendiller ve hep uğuldayan bir
mektup…kanın taşıyıcısı.
Acı… bir bakır çalığı gibi…silinse de izi belli.
İnciltici. Ama utanç…kıvrılarak ilerler. Kemirir
uykuları. Hangisi? Hangisi kırarak dayanmanın
mermerini sızdırır kanı. Ve utancın yüze vuran
kızıllığı kanla solar mı? Ya acı…

SENNUR SEZER / HEKİM ÖĞÜTLERİ

Uyanıp gecenin bir yerinde
karanlığı dinlemek?
Sevdadandır
Dalıp gitmek yıldızların kımıltısına
Yüreği bölmesi türkülerin?
Sevdadandır
Geceler uzuyor gitgide...
Kıştır
geceler uzar
Sevdadır kısaltan geceyi

SENNUR SEZER / SAYRI

I

Sevdalar kolaydır. Sövmek darağaçlarında.

Artar eksilmez şu dert! Kadınlar hep çocuklarının
ardında yalın ayak. Kadınlar pencerelerde.
Yazmak hep ucuz yakınmaları. Ama çare...

Artar gece avuçlarında dilencilerin. Avuçları terler
yeni terli bıyıkların. Kızarıp bozarıp susma
çağları eskir bir gülüşle. Gülüşler eskimez.

Ve gecenin bir yerinde bir insan doğar gibidir!

SENNUR SEZER / CERİHA İLE ZAHMET


Kocaman gözleri olur çöl çocuklarının. Yeşillik görmeye aç. Yeşillik aramaktan büyümüş. Ürkek ceylan ayakları olur rüzgârdan kaçmaya. Cenbiyeler gibi kesen kum rüzgârından. Ve elleri olur sabanlara, deve yularlarına, kelepçelere, silahlara.



«Ellerine ne oldu ablam ablam» derdi küçük Zahmet. Ceriha'nın elleri eciş bücüştü. Yanıktı. Bir akşam çölün petrolüne uzanmıştı çünkü. Kendi petrolüne. Kandilini yakmak için. Çöl onundu madem. Madem çöl kuyularının acı suyu onundu. Petrol da onundu elbet. Ama mantar şapkalı yabancılar bekliyordu kuyuyu. Onu yakaladılar. Ellerini petrole bulayıp yaktılar. Bir daha kendinin olana uzanmasın diye ... Çölü canlı meşalelerle aydınlattılar.

SENNUR SEZER / ÇEŞİTLEMELER

- Batan gemilerden öncelikle kurtarılmasına çalışılanlar hiç değişmez: Kadınlar ve çocuklar.
Batan ülkelerde de en çok ezilenler, hor görülenler aynıdır: Kadınlar ve çocuklar.
Belki de bu yüzden devrimler çocuklar için yapılır.
Çocukluğunu bilmeden büyüyen çocuklar için ... –



ÖLÜMÜN ÇIRAKLARI

Ki-Yung işsizdi Amerikalılar geleli. Heykel yapardı eskiden. Küçük tahta heykeller, mezarlara konan. Öd ağacı satardı. Kimse bilmezdi yaşını. Ölüm yontardı boyuna. Kim ağır hastalansa, kapıda Ki-Yung'un heykellerini bulurlardı yakınları. Bir kız kötü olsa, babasından önce gelirdi ölüm heykeli. Bir bebek ateşlense, beşiğinin başında biterdi heykel. Zor oluyordu bunca heykeli yontmak, yetiştirmek. Yardımcısız bir ihtiyardı eni boyu. Belli olmasa da yaşı, ayakları boyuna hatırlatıyordu.

SENNUR SEZER / TRENLER GEÇİYORDU

Sessiz ve sevinçsiz bir yaza doğru
Trenlerdir geçen
Bozkırı yarıp
Dağıtıp yüreğimi
Koşan trenlerdir
Sevgi türküleriyle
Kuşkudan sevince korkudan şaşkınlığa
Televizyon direkleriyle süslerler boyundurukları
Kumaları başlık paralarını konduları
Trenlerdir öğüten

Issız gecelerden yalnız öğlelere geçerler
Anasız bebelerden bebesiz analara taşırlar ilânları :

SENNUR SEZER / YUMMADAN GÖZLERİNİ

Ben sevdamı sara sara büyüttüm.
Yün bir yumaktı, güve girdi
Küçük kuşkular, para derdi, özgürlük.
Mutlu olmak özgürlüğü insanlar ölürken
Şiirler yazılırken aylaklık özgürlüğü
Bildiri yazmak yerine şiir yazmak özgürlüğü ...

Ben sevdamı sara sara büyüttüm
Hadi dön geri çilenin başına
Tüm güçlülükleri yeneriz diyelim
Benim yüzüm kırışmaz
Senin saçın ağarmaz
Güller açar sevdamızdan
Çocuklar soru sormaz
Çiçekler gibi vazoda süsler gider günümüzü

SENNUR SEZER / HERHANGİ BİR GURBETÇİYE

Güz geldi
Usulca sararır otlar
Yolar bağrımı yokluğun
Çivide bir çekiçte bir testerede bir
Bir başakta bir elmada bir tebeşirde

Güz geldi
Usulca göverir elmalar
Duyulmaz ekşiliği korukların
Bir duada bir duvarda bir davarda
Yok ellerin

SENNUR SEZER / YORGUN ÇİNGENE

Esmer elleri var sevdalımın
Uzun kirpikleri kaygılı ıslak
Saçları yüzüme değer uykumda
Soluğu derimde ürperir korkak

Esmer elleri var sevdalımın
Yorgun elleri var sevda şaşkını
Gülüşü kinini seven bir bıçak
Yaşamak yanılmak ölmek bıkkını

SENNUR SEZER / DURMADAN

Beni sevmekten utanıyor
Elleriyle örtüyor yüzünü
Yol ortalarında istasyonlarda
Her çıtırtı bir adam oluyor

Beni sevmekten utanıyor
Oysa şimdi tüfekler kan-kına
Arpacık gez göz
Madrid'e uzanıyor
Ve pirinç kokan ellerine Han'ın
Pirinç saçlı Li'ye
Hedef Çin

SENNUR SEZER / SARNIÇ

Eğilip baksam
Akar suda nilüfer arama kuşkusuyla
Ses verir mi tortu

Günlerle gövdem
Ağır kapakların ardında
Sarnıç sularınca gümbürder
Yankılanır düşler
Bu resimde kimler var
Bu resimde kimler

SENNUR SEZER / HALICI TÜRKÜSÜ

Getirip bir ipliği ötekine
Bir rengi karaya düğümlerim
Düğünleri yaslara doğumları ölümlere
Anaları utançlara
Düğümlerim

……………Oy beni beni
……………Doğurmaz olaydın anam sen beni


Bıçakları kurşunları körpecik canlara
Hapisleri darağaçlarını kısacık ömürlere
Eklerim
Bir rengi birkaraya
Bir ipliği ötekine düğümlerim

……………Vurma kardaş vurma kama yarası
……………Bura meydan yeri değil sokak arası

SENNUR SEZER / ÇİN’E BİR ŞARKI

Bir su dökülürdü
Ellerin dökülürdü omuzlarıma
Sarar dürer uzağa alırdık uykuyu
Kuyu diplerinden bir kavga
Su yüzüne nasıl
Nasıl bildirirdi kendini
Kaygu

Bir su dökülürdü
Ellerin dökülürdü omuzlarıma
Sevgimiz ışır ışımaz
Bir martı kopardı geceden
Islak saçlarına, sinsi
Sevda adına ne kurulmuşsa
Eskirdi


Ezgi, ağır ve bulutsu
Sarardı başağrılarımla uzak
Masal başkentlerinden
Çin'den bir şarkı düğümlenirdi
…………………- Ming eskici değildi ama
…………………Yamardı her gün
…………………Kürek kemiklerine ölümü
…………………Sızlardı önünde
…………………Kaderi küçük kızların
…………………Nerde o, derdim, nerde o
…………………Kral sofralarından
…………………Soframa uzanan değnek
…………………Sızlardı kürek kemikleri
…………………Ming eskici değildi -


Çin

Hiç yaşamadığım çıplak ve yaban
Düğümlenirdi kaşçatışlarında :

…………………- Bilmediği halde okumayı
…………………İsimleri tanırdı
…………………Ölüsü olan
…………………Şu biraz eğik yuvarlak Çing
…………………Bu gururluca çizgi Çang
…………………Ve kan damlar gibi parlak
…………………Şehit listeleri -

Gece böyle güzel
Kara ve yalın sokakları
Uzat sokakları
Tek bir çiçek atılsın suya
Çünkü resmi yapılmaz yalnızlığın