1990 Nobel Edebiyat ödülünü alan... Türk okurunun ilk kez Sait Maden çevirileriyle, sonraları YALNIZLIK DÖNEMECİ ve öteki çevirilerle tanıdığı Octavio Paz’ın entelektüel bir edebiyatı öne çıkardığı bilinir...Dolayısıyla salt denemelerden değil, Meksika gerçekliğinden, Marcel Duchamp’ ın "enigmatik sanatı"na kadar kuşatıcı bir deneme ufku, şiirlerinde de düşünceyi öne çıkaran bir kimlikle görünür.. Eleştirel bir duyarlık, zihinde derin karşılığını bulmaya yönelmiş bir lirizm vardır yapıtlarında....Çoğu edebiyat eleştirmeni Paz’ın şiirinin entelektüel bir şiir olduğunu vurguluyor. O’nun şiiri “şimdi” yi, duyumsanır olanı yakalarken bile, çoğu kez bir düşünceyi taşır... Ama şunu da ekleyelim ki, en incelikli düşünceler, şiirin bir zerafetle akmasına engel olmaz. Düşünce şiirdedir; bir yüzüğe takılmış değerli bir taş gibi görünür...Ve ondan ayrılmaz.. Paz’ın şiirlerinde düşün ve müzik içiçedir.. şiirde imgelerin sesi duyulur...
76 yaşındayken Nobel’i alan Octavio Paz için İsveç Akademisi: “Dürüstlük ve duyarlı bir zekayla tanımlanan; geniş ufuklu ve ihtiraslı yazıları” için ödüle değer görüldüğünü açıkladı.. Kendisini bir zamanlar “düş kırıklığına uğramış bir solcu “ diye tanımlayan eski diplomat Paz “Uluslararası kültür bağlarıyla her zaman ilgilendim. Yazarların bir kültürden diğerine köprü kurmaları gerektiğine inanıyorum...” diyor...
“Paz yeni bir yoldan kendi içine dönüyor” diyen İsveç Akademisi üyeleri O’nun şiir ve denemelerinin Meksika’daki farklı kültürlerin , Hindistan ve Japonya’nın Budist Felsefesinin ve Batı çağdaşlığının karışımını yansıttığını belirtiyorlar... 1990 yılının 11 Ekim’inde Nobel Ödülü’nü veren İsveç Akademisi, açıklamasında şairin 1976’da yazdığı şu dizelere yer veriyordu:
Gördüğüm ve söylediğim
Söylediğim ve sustuğum
Sustuğum ve düşlediğim
Düşlediğim ve unuttuğum arasındadır şiir...
Octavio Paz’ın YALNIZLIK LABİRENTİ adlı denemesinde Çağdaş Meksika’yı ve çağdaş Meksikalıyı şaşırtıcı bir şekilde ele aldığı, Aztek takviminden esinlenilerek yazılan “GÜNEŞ TAŞI” adlı uzun şiirinin de sanatının doruk noktalarından biri olduğu belirtiliyor...
Bugünkü İspanyol-Amerikan kültürü bağlamında Borges’le birlikte, Paz’ın adı da önem taşır. Yapıtlarının ve kendinin çözümlemesine geçmeden önce, O’nun belli özellikleri somutlaştırmasını hesaba katmak gerekir. Yapıtlarında anlaşılır olma çabasında, bir yüksek zeka ve bunlara yayılan entelektüel bir aydınlık vardır.
Bu yapıtlar aynı zamanda eleştirellik ve derin bir kişisel düşünce de barındırmaktadırlar. O bir ozanın; retorik birikimini, estetik olguyu, dil sorunlarını çözümlemeden önce, yalnızca cahil bir duygulanmayı sürdüreceğinin farkındaydı. Bu nedenle eleştirel yönden yabancı yapıtları da, kendininkiler kadar iyi çözümlemekle işe başlamış, şiirsel yaratım fenomenini yorulmak bilmez bir araştırıyla sürdürmüştür.
Bir gün yiter gider
Evren gökyüzünde
Karda iz bırakmaz ışık
Bir gün yiter gider
Kapıları açmaya ve kapatmaya....
Güneşin tohumu çatlar sessizce
Bir gün başlar
Sis oyar tepeyi
Bir adam ırmağı iner
Gözlerinde karşılaşır bunlar senin
Günün içinde yiter gidersin
Şakıyarak ışığın yapraklarında
Çanlar çalar ötelerden
Her çağrı bir dalgadır
Her dalga gömülür çıkmamak üzere
Bir kımıltı...bir söz...buluta karşı ışık...
Güler ve saçlarını tararsın dalgın
Bir gün başlar ayaklarında
Adlarından başka şey değildir; el..aklık..saç..
Bu elin..bu aklığın... bu saçların..
Bu görülebilen ve yoklanabilen dışarı...
Bu içeri ve adsız olan
Aranır bizde el yordamıyla
İzleyip dilin yürüyüşünü
Geçerler bu imgeye gerdikleri köprüden
Parmaklar arasındaki ışık gibi kayarlar
Ellerimin arasında senin gibi
Ellerimle elin gibi sarılırlar birbirlerine
Bir gün başlar ve sözlerim
Sıcaklık zinciri ışık kabuğu
Bir gün başlar ağzında
Gözlerimizde yiten gün
Açılan gün gecemize...
Octavio Paz 31 Mart 1914’te Mexico City’de doğdu. Damarlarında İspanyol ve yerli kanı vardı. Sarsıntıları 1930 yıllarına dek süren Meksika devriminin ortasında yetişti. Aynı kentte eğitim gördü. Kökleri Hindistan ve İspanya’ya dayanan eski bir aileden gelen Paz, Fransızca ve İngilizce eğitim veren okullardan mezun oldu...Düşünsel eğitiminde Meksika’daki yerli edebiyat akımının öncülerinden olan dedesinin, ve ülkesinin toprak reformu sorununa çözüm bulmada, hukukçu olarak çaba gösteren babasının büyük katkısı oldu... Edebiyat çalışmalarına çok genç yaşta başladı... Kendi kendini yetiştirmek isteyen Paz, edebiyat ve Hukuk eğitimini yarıda bıraktı.
1931’de Barandal adlı bir edebiyat dergisi çıkardı.. Bunu 1933’te MEKSİKA VADİSİ DEFTERLERİ adlı ikinci bir dergi izledi.. ve 1933’te ilk şiirlerini yayımladı, gene aynı yıl ORMANDAKİ AY adlı ilk şiir kitabını yayımladı. 1937 yılında, 23 yaşında, İspanya’da Cumhuriyetçilerin saflarına katılmak için okyanusu geçti. Batının siyasal gerçeğini ve sosyalizm, faşizm gibi “çağdaş Tanrısallıkların kanla yazılan yeni İlyada’sı”nı gördü. Daha sonra patlak veren iç savaş yüzünden oradan ayrılmak zorunda kaldı.
Meksika’ya döndükten sonra yurdunun gerçeklerini, Meksikalılık sorununu inceleyen denemelerini yazdı. Bilinçle, Meksika’daki İspanyol kökleri aramaya başladı... İlk şiirlerinde ve eleştirel yapıtlarında, çağdaş İspanyol yazarlarından Unamuno ve Machado’nun izleri görülür.






