Nice sevip nice yürümekten doğar kitaplar,
Ama öpüşleri yoksa, bölgeleri yoksa,
ama erkekleri yoksa elleri dolu,
kadınları yoksa her damlada,
açlıkları yoksa, öfkeleri, istekleri, yolları,
ne simge olarak işe yararlar, ne çan olarak:
yoktur gözleri ve açamazlar olmadığı için de,
yalnız ağızları vardır, kuralın ölü ağzı.
Sevdim doğurgan dalları
ve kanla aşk arasında oydum dizelerimi,
diktim sert toprağa
ateşle çiy arasında tartışmalı bir gülü,
Böylece yürüyebildim şarkı söyleyerek.
Ne bilmek isterim ne düş görmek
Kim öğretebilir bana varolmamayı,
yaşamayı cansız olarak?
Su nasıl süredurur?
Nedir taşların göğü?
Kımıltısız bekleyerek
kendi yazgılarına son verip
yollara düşen göçleri
soğuk takımadaların yelinde.
Kımıltısız bir bilinmez yaşamla
bir yeraltı kenti gibi
ki yorgundur kendi sokaklarından
ve toprağın altına gizlenmiştir,
kimse bilmez varolduğunu,
elleri de yoktur dükkanları da,
sessizliği tek besinidir.
Görünmez olmalı arasıra,
konuşmak sözsüz, işitmek ancak
bazı yağmur damlalarını,
havalanmasını bir gölgenin.
ÇEV:Sait Maden – Kara Ada Şiirleri
23 Şubat 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder