RSS

22 Şubat 2010 Pazartesi

PABLO NERUDA / PACHECO KADINLAR!

Öyle adsız numarasız
geçmedi o yıl,
ıssız kuyruğu
ayırmadı tane tane
erikleri, haftaları:
saklı kaldı her şey
altında alnımın.
Gözlerimi kapatıyorum ve yanan bir şeyler oluyor,
ormanlar, çayırlar dansediyor duman içinde,
giriyorum ürkek ürkek
içeri
o kapılardan
ki yok, şimdi, ortadan kalkmış o kuleler.

Bu dediğim o yaz gününde geçti.
Ötesinde ırmak güneşinin, Carahué' den
vardık
Puerto Amor'un ağzına,
Puerto
Saavedra derlerdi
evleri
ufacık olan o köye,
hırpalanmışlardı
kışın yumruğu altında.

Çinko ve tahta, o dişleri dökülmüş dalgakıranlar,
çamları kıyıların,

Fagaldes, Mariettas
dokları,
Parodis'li, sarmaşıklı evler,
ve kepsinin arasında, o
içeri girdiğimiz
ev
ana, kız, çocuklar, şilteler.

Ey saklayan dehlizler
kokusunu
köşk biçimindeki hanımelinin, tırmanan çiçek
bal içinde ve kimsesizlik, sis çökmüş gibi
güvercinlerle doldurduğum ıssız köşk
en uslanmazında karasevdaların.
Pacheco' ların evi!
Ey
çiçeklenmiş anı,
ve ilk kez
gelincikli avlu!
Beyaz renkler yaprak yaprak yoluyordu
beyazlığı
ya da kaldırıyordu havaya ellerini
kışın,
kırmızılar
damga gibi basıyordu
kanı
ve
yırtılmış ağızları bir anda,
ve karalar
yükseltiyordu
ipek yılanlarını
ve patlıyorlardı
gecenin derisi gibi
Afrika'nın göğüslerinde.

Geceleri Fontoma'lar okuyordu
Pacheco kadınları
yüksek sesle
kulak vererek
ateşin çevresinde, mutfakta,
ve dinleye dinleye uyuyordum
yiğitlikleri,
hançer lâflarını,
cançekişmeleri,
tam da ilk kez
Büyük Okyanus'un gök gürültüsü
boşaltırken fıçılarını
uykumun üzerine,
………….. işte o zaman
deniz ve ses yitiyordu
üstünde gelinciklerin
ve benim ufacık yüreğim biniyordu
kocaman gemisine uykunun.


Çev: Sait Maden

Hiç yorum yok: